Yapay Fareler Yılanları Tüketmiş
Bilen bilir, ben İslahiyeliyim. Annem babam orada yaşarlar. Kendi topraklarından kopmak istemiyorlar. Hayli yaşlı oldukları için, sık sık ziyarete giderim. Yine öyle yapmıştım.
Bizim oraların serçeleri meşhurdur. Sabahları uyutmazlar. Baktım hiç serçe yok. 10 gün boyunca iki üveyik gördüm, bir de sabahları sesini duyduğum bir siyahbaş. Anneme "Ne olmuş buralara böyle, kuşlarınız nereye gitti?” dedim. “Ben de bilmiyorum” dedi.
Tevrat’ın eklenmiş bölümlerinden birinde okumuştum sanırım, “(Bela öncesinde) Şehirleri önce serçeler terk eder” deniliyordu. Veya buna benzer bir deyiş. Evet, serçeler şehri terk etmişti adeta. ‘Hiç serçe görmedim’ desem çok da abartı olmaz.
Bir gün baktım, tavuklardan biri küçük bir yılan yavrusunu yakalamış. Diğerleri de onu kovalıyor. Anneme, “Senin tavuklar bir yılan yavrusu yakalamış” dedim, şaşırdı.
Önce neye şaşırdığını anlayamadım. Sonra ‘Yılan var mıymış ki?’ deyince bu kere ben şaşırdım. Meğerse yılanlar yok olmuş.
Efendim, bölgede, daha önce eşi benzeri görülmemiş bir sıçan türü türemiş bu baharda. Adeta bir terminatör! Bütün bölge bu sıçanın elinde perişan... Amcamın oğlu, durumun vahametini anlayayım diye beni bağlara götürdü. Çünkü bu yıl bağ arasına kavun ekmiş ve daha bir tanesini yemek nasip olmamış. Bu ifadesi abartılı geldi bana. İnanmadığımı fark edince, motosikletini hazırladı ve beni bağlara götürdü. Kesinlikle bir hayvan eseri sayılmayacak kadar zekice tahribatları görünce aklım durdu.
Kavunun zarar gördüğünü anlayamıyorsunuz. Çünkü bütün kavunlar alttan, yani toprağa gelen taraflarından delinip içi oyulmuş. Sayısız teyeği (bağ kökü) kökünden yiyip kurutmuşlar. Gündüzleri yerin altına hayli derinde saklanıyorlar.
Söz arasında, ziraattan yılan istediklerini söyledi, ama yılan yokmuş. Çünkü bu sıçan, kışın yerin altını oyup yılanları buluyor ve tümünü yok ediyormuş. İslâhiye’nin Boğaziçi beldesi ovasında, leçesinde tek yılan kalmamış. Abartmıyor. Köylü, bulsa yılan yumurtasını kuluçkaya yatıracak.
Efendim bu fareler bilindik fareler değil. Tortop, yuvarlak, kuyruğu kısa ve Piranha gibi mahlûklarmış. Müthiş bir tünel açma kabiliyetleri var. Amcamın oğlu, çok sevdiği bir teyeğinin kuruduğunu görünce hırsından, köpürmüş onu ne yapıp yapıp bulmuş ve çıkarmış deliğinden. “Kesinlikle bildiğimiz fare edil. İnsan gibi düşünüyor adeta. Kuyruğu kısa, tortop tüylü bir şey. Sesi de metalik” diyor.
Köylüler, bu sıçanın yapay olduğuna inanıyor. İsrail tarafından kasten bölgeye bırakıldığını, topraklarının işe yaramaz hale getirilmek istendiğini söylüyorlar. ‘Bu kadar komplo teorisi aydınlarda bile olmaz’ dedimse de iddialarını sürdürdüler. (Sanırım sayın Maranki ile İbrahim Saraçoğlu hocalarımız konuyla daha farklı ilgilenirler).
Diyorlar ki, “Bizim bağcılığımız tamamen eski usul.. Modern bağcılık yapanlar tat, lezzet ve kalitede bizimle yarışamıyorlar. Bu fareler, hem kök yiyor, hem dal yiyor hem üzüm. Bu, yapay bir bela! İsrail ürünü. Bölgede birden bire görülüp hızla çoğalmaya başladı. Tarımı ve özellikle de bağcılığı yok ediyor. Bu yıl bölgede verim tam yarı yarıya düştü. Böyle giderse iki üç yıl içinde bu fareler, bölgedeki tarımı yok edecek”
yazının devamını okumak için: