Doğada var olan doğal tuz’da 84 element bulunuyor, insan bedenindeki tuz da aynı doğadaki tuz gibi 84 elementten oluşmakta. Doğa aslında doğal olan her şeyde ihtiyaçların tamamını sağlıyor! Bedeninizde tuz olmasaydı hiçbir şeyi düşünemeyeceğinizi biliyor muydunuz?
Bütün düşüncelerimiz ve bunların kaynağı, su ve tuza bağlı.
Burada daha sağlıklı olmak için değil, daha şuurlu olmak için belirli bir suyu içmeniz veya tuzu yemeniz söz konusu, çünkü şuurlu olursanız, otomatik olarak daha sağlıklı olursunuz.
Biyofiziksel olarak baktığımızda tuz, tüm enformasyonu alabiliyor ve biyokimyasal olarak da tüm bedenimizi dengede tutan elektrolit dengemizi koruyor.
Son yüzyılda endüstri ve kimyanın gelişimiyle, görsel anlamda standartlar yüksek görünse de, ruhsal, duygusal ve fiziksel anlamda yaşam kalitemizde bozukluklar ortaya çıktı.
Sonuç; üretimde yoğun olarak kullanılan kimyasal katkı maddeleri ile “yapay” bir yaşam!
Kendimize her zaman ne kadar canlı ve doğal gıda aldığımızı sormamız gerekir.
Eğer kimyasal miktara değil de kaliteye dikkat ederseniz, organizmanın ne kadar az gıdaya ihtiyacı olduğunu saptarsınız.
‘Sodyumun nefreti’
“Doğal tuz ile Rafine tuz arasındaki farklara baktığımızda aslında, aklımıza takılan birçok sorunun cevabı ortaya çıkıyor”.
Mark Kurlansky’ın İnsanlığın Tuzlu Tarihi kitabında ‘Sodyumun Nefreti’ bölümünde, 1875 – 1956 arasında yaşamış Britanyalı yazar Edmund Clerihew Bentley tarafından taşlama olarak kaleme alınan dörtlük dikkat çekici:
Sir Humprey Davy,
Mide bulandırıcı adam-döndü köşeyi,
Keşfedince Sodyumu,
Nefret kapladı toplumu
Sir Humprey Davy kendini yetiştirmiş bir kimyacı ve 1807’de dünyada en sık rastlanan yedinci element olan sodyum dahil bir dizi elementi ilk kez elektroliz yoluyla ayrıştıran bilim adamı. Yani sodyumun babası diyebiliriz.
Bugünkü modern tıp tuzsuz beslenmemizi öneriyor. Bildirilen tuz rafine edilmiş NaCl'dür.
Ve gerçekten de bu söz konusu ‘Sodyum Klorür’den mümkün olduğunca az almalıyız.
Normalde günde 0,2gr. tuz almalıyız. Günlük yediğimiz rafine gıdalardan istemeyerek günde 12 gr. kadar tuz almış oluyoruz.
Beden, ancak belirli bir dereceye kadar hücre suyunu nötralize etmek için kurban edebilir, çünkü daha fazlası ödem oluşumuna sebep olur. Bunlar, hazır gıdalarla almış olduğunuz diğer inorganik cüruflar için mükemmel bir çöplük olarak hizmet eden su dokularıdır.
Ve birdenbire ağırlaştıkça ağırlaşırsınız.
“Size tavsiyemiz: kendinizi rafine edilmiş ürünlerden ve insanlardan koruyunuz”.
Kaynaklar:
İnsanlığın Tuzlu Tarihi / Mark Kurlansky- Aykırı Yayıncılık İstanbul 2003
Su ve Tuz / PeterFerraira
nihaldogan@iyibilgi.com
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir